En güzel hikayem neydi diye düsündü bir yazar. Gök
gürledi o an. Yagmur damlaciklari pencereye vurmaya basladi, ay isigi odadan
iceri süzülüyordu. Tahammülü yoktu yazarin güzel seylere, kapatti pencereyi,
yagmur damlalarinin sesine tikadi kulaklarini ve bir daha düsünmeye basladi en
güzel hikayesi hangisiydi. Aklindan iki üc yasanmis olay, üc dört kurmaca
hikaye gecti. Sonra baska yazarlardan okuduklari geldi aklina. Hic biri tatmin
edemedi onu. Aklinda bir karga, kurgulanmis bir fablin icinde bir nara atti.
Yazarin kulaklari cinladi. Bir parca peynir verdi kargaya susmasi icin. Yemedi
peyniri karga, uctu gitti kendiliginden. Asklarini dusundu yazar ve sonra
düslerini, sonra ikisinin karismakta oldugunu farketti birbirine. Durduramadi
düsmekte olan bir cocugu ve ucmakta olan bir menekse yoluna devam etti
rüzgarla. Tirnaklarina bakti yazar. Nasilda paramparcaydi. Önce bir yildirim
aydinlatti ortaligi ve bir daha gök gürledi. Yildirim bu sefer aklina düstü
yazarin ve parcalar oturdu yerine o an. En güzel hikayem dedi yazar, bir
sonraki hikayem olacak.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder